SUPER TV

Etiketler
TV
FİLM
KLİP
PETER PAN
TV REHBERİ
Super TV
Magazin
Haberler


Teknoloji



Lezbiyenlere tecavüz çetesi kurdular

14/3/2009

Güney Afrika'da erkeklerden oluşan çetelerin, cinsel yönelimlerini "düzeltmek" için lezbiyenlere tecavüz ettiği bildirildi.


ActionAid sivil toplum kuruluşunun "Nefret suçları: Güney Afrika'da düzeltici tecavüzde artış" başlığıyla yayımladığı raporda, özellikle eşcinselliğin tabu olduğu kasabalarda lezbiyenlerin tecavüze uğrama risklerinin arttığı belirtildi.

Bir lezbiyen ve gay destek grubu ActionAid'e verdiği bilgide, sadece Cape Town'da her hafta önlerine, "düzeltici tecavüz" diye adlandırılan saldırıyla karşılaşan en az 10 vakanın geldiğini bildirdi.

ActionAid'le konuşan bir lezbiyen, kendilerine sürekli "tecavüzü hakkettiklerinin" hatırlatıldığını belirterek, "Sana tecavüz edersem düzeleceksin, etekler satın alacaksın ve yemek pişirmeye başlayacaksın çünkü gerçek bir kadın olmayı öğrenmiş olacaksın" diye laf attıklarını anlattı.

ActionAid ülkede her yıl 500 bin civarında tecavüz vakası olduğunu tahmin ediyor. Örgüt, polisin özellikle lezbiyenlere karşı işlenen suçları soruşturmada isteksiz davrandığını belirtiyor.

Geçen yıl lezbiyen futbolcu Eudy Simelane'nin tecavüze uğrayarak vahşice öldürülmesi, başta kadınlar olmak üzere homofobik şiddete dikkati çekmişti.

Dünyanın en ilerici anayasalarından birine sahip olan Güney Afrika, 2006'da kıtada eşcinsel evliliğine izin veren tek ülke olmuştu ancak bu konudaki tabu hala sürüyor.

<_script /><_script />

ÇIRILÇIPLAK OTOYOLDA KOŞTU

5/12/2008

Sabah saat 6'da işe gitmek için yola çıkan adam otoyolda çırıl çıplak koşan birini görünce şoke oldu.


Almanya'nın Hessen eyaletinde bir otoyolda çırıl çıplak, ayaklarında sadece çorap ve spor ayakkabı buluan bir bir adamla karşılaşınca şaşırdı.

Kimsenin kendisine inanmayacağını düşünen adam, cep telefonuyla adamı görüntüledi. Daha sonra durumu polise haber verdi. Görüntüleri inceleyen polis, adamın bu yaptığına anlam veremedi.

Polisin yorumu otoyola çırıl çıplak çıkarak koşan adamın belki de bir iddiayı yerine getirmek için böyle davranmış olabileceğini söyledi.

Issız adada teknolojisiz 12 gün

19/8/2007


İtalya, Romanya, Bulgaristan ve Türkiye'den bir grup genç, AB desteğiyle 12 gün boyunca sefalet çekecek.

Başka bir deyişle ıssız bir adada, 'cep telefonsuz, internetsiz, i-pod'suz, laptop'suz yaşamaya ve birbiriyle kaynaşmaya çalışacak. Gençlerin teknolojiden uzak, kendi olanaklarıyla paylaşım, etkileşim ve iletişim kurmalarını sağlamak amacıyla, AB fonunca finanse edilen 'The Island-Ada' projesi, Bursa Uluabat Gölü'ndeki Terzioğlu Adası'nda pazartesi günü başlıyor.

Proje kapsamında Romanya, İtalya, Bulgaristan ve Türkiye'den 40 kişilik grup, ıssız adada cep telefonsuz, internetsiz, i-pod'suz, laptopsuz 12 gün yaşayacak! 'Teknolojisiz Survivor' da denilen proje için AB Komisyonu'ndan 15 bin 200 avroluk kaynak sağlandı. Uluabat Gölü'ndeki dokuz adadan biri olan Terzioğlu'nda kalacak gençlerin tek lüksü aşçı olacak.
 Genç Platform Dış İlişkiler Sorumlusu Çağrı Paçin, gençlerin Terzioğlu Adası 'nda kalacakları sürede iletişimde yeni metotlar keşfedip farklı kültürleri tanırken, kendi anlayışlarını da diğer ülkelere anlatma fırsatı bulacaklarını söyledi. Valiliğin destek verdiği organizasyon sırasında 12 gün boyunca adaya yabancıların geliş-gidişlerine izin verilmeyecek.

Yılan bebek şok etti

17/7/2007
Yılana benzeyen bir bebek dünyaya geldi. Anne babası şoka girdi. İşte o bebek...



Suudi Arabistan'ın Cidde kentinde bir hastanede 10 gün önce Hasiba Kavarci isimli kadının 7. kızı olarak dünyaya gelen bebek, görenleri hayretler içinde bıraktı.

Adeta bir "yılanı" andıran bebeğin doğumunda görev yapan doktorlar bile açıklama yapmakta güçlük çekti. Doğumun meydana geldiği güne kadar kontrollerine düzgün olarak devam eden kadının bebeğinde herhangi bir problem görülmediğini belirten hastane yetkilileri, hiç erkek çocuğu olmayan anne Hasiba Kavarci'nin 7. kız bebeği dünyaya getirecek olmaktan dolayı üzüntülü olduğunu ifade etti. Annenin kocasının erkek evlat veremediği için kendisini terk etmesinden korktuğunu belirten hastane yetkilileri, doğacak bebeği kastederek doğumdan birkaç gün önce, "Evde altı tane var, yedinci yılan geliyor" şeklinde konuştuğunu iddia etti.

Bebeğin şeklini gören anne ve baba şoka girerken, hastane yetkilileri 10 günlük bebeğin sağlık durumunun iyi olduğunu açıkladı.

İŞTE O BEBEK...


Akp'den Secim yatırımları

3/7/2007

Sağlık ocaklarında ücretsiz muayene uygulamasında karşılaşılan sorunların çözümü için Sağlık Bakanlığında iletişim merkezi oluşturuldu.

Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Turan Buzgan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bakanlığa bağlı sağlık ocakları, ana çocuk sağlığı merkezleri, verem savaş dispanserleri ve 112 acil hizmetlerinin dünden itibaren ücretsiz olduğunu hatırlattı.

Hastalık ya da kontrol nedeniyle başvuran hiçbir kişiden ücret alınmayacağını vurgulayan Buzgan, "Ancak yemek şirketlerindeki taşıyıcılar ya da işe girişler için gerekli olan sağlık raporları gibi belgeler bu kapsama girmiyor. Bunların da kapsama alınması için Bakanlar Kurulu kararı gerekiyor. Bu belgelerin de ücretsiz olması için üzerinde çalışılıyor" dedi.


Uygulama nasıl işleyecek


Sağlık Bakanlığının, Maliye Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu ile yaptığı hizmet alım sözleşmesi gereği bu kurumlara birinci basamak sağlık kurumlarındaki başvurularla ilgili fatura veya fatura karşılığı belge gönderilmeyecek.

Birinci basamak sağlık kurumlarına hastalık, acil durum ya da kontrol amacıyla yapılan başvurularda ücret alınmayacak, sadece kimlik belgesinin gösterilmesi yeterli olacak. Başvurularda vizite kağıdı, hastanın muayene isteği belgesi, sağlık karnesi, sevk kağıdı gibi belgeler istenmeyecek.

Ancak aktif olarak çalışan memurlarla sigortalıların tabi oldukları mevzuat gereği izinli sayılabilmeleri için iş yerlerinden sevk belgesi almaları zorunluluğu devam ediyor.

Muayene ve tetkikler için herhangi bir belge istememesine rağmen, ilaç temin edilebilmesi için memurlar, sigortalılar, Bağ-Kur'lular ve yeşil kartlılar için sağlık karnesi gerekli olacak.


Karadul'un zehri erkeklere yarıyor

19/6/2007

Karadul örümceğinin zehrindeki sertleştirici özellik izole edildi. Böylece daha az yan etkisi olan doğal viagra üretilebilecek.

Yaklaşık 3 yıldır bu konu üzerinde çalışan Şili'deki Frontera Üniversitesi'nden bilimsel ekip, örümcek zehrindeki bu aktif unsuru izole ettiklerini belirterek, yakında buluşun ticari anlamda kullanılabilmesi için patent alacaklarını kaydetti.

Deneyler başarılı
Araştırma ekibinin başı Fernando Romero, yaptığı açıklamada, fare ve tavşanlar üzerinde yapılan deneylerin başarıyla sonuçlandığını belirterek, "Kalp ve akciğer sistemini etkileyebilecek zararlı maddeleri ayırarak, aktif unsuru oluşturan molekülleri izole etmeyi başardık. Fare ve tavşanlar üzerindeki testler mükemmel sonuçlar verdi" dedi.

Şilili bilim insanlarına göre, karadul örümceğinin zehri, uluslararası araştırmalarda, kalp ve damar hastalıklarına eğilimli erkeklerde kalp sorununa yol açabileceği belirlenen Viagra'nın aktif maddesi "sildenafil sit-raf'tan daha etkili.

Özel ve ev yapımı bir yöntem
Romero, arıtılmış toksinin, tamamen zararsız olması anlamında Viagra'dan daha iyi olduğunu tespit ettiklerini belirterek, bu maddenin yağlı dokular üzerinde yan etkiye neden olmadığını kaydetti. Şilili bilim insanları, karadul (latrodectus mactans) tarafından ışınlan insanların genel olarak taşikardi ve uzun süreli ereksiyo-na maruz kaldıklarının bir hekim tarafından gözlemlenmesi üzerine bu konuda araştırmaya başlamışlardı.

Şili'nin bazı bölgelerinde yerel dilde "Şili buğday örümceği" olarak adlandırılan karadulun zehri, özel ve ev yapımı bir yöntemle sulandırılarak, cinsel enerji elde etmek amacıyla kullanılıyor.
 

Marmara denizindeTsunami tehlikesi var!

14/6/2007
'Çınarcık çukurluğunun kuzeyinde ve İzmit Körfezi'nin Marmara'ya açıldığı bölgelerdeki kıta yamaçları olası bir depremde heyelanlar oluşturmaya müsaittir' YENİ

Türk ve Fransız bilim adamlarınca Le'Atalante gemisi ile 12 Mayısta Marmara Denizi'nde başlatılan ve Nautile denizaltısı ile deniz dibinde gerçekleştirilen incelemeler 12 Haziranda sonra erdi.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ve Fransızların Deniz Araştırma Merkezi IFREMER'e ait Le'Atalante araştırma gemisi ve Nautile denizaltısı ile Marmara Denizi dibinde yapılan araştırmalara ilişkin AA muhabirine bilgi veren İTÜ Maden Fakültesi Öğretim Üyesi ve Proje Araştırma Genel Koordinatörü Prof. Dr. Naci Görür, Marmara Denizi içerisindeki Kuzey Anadolu fayının kuzey kolu üzerindeki deprem beklentisi dolayısıyla, 1999 depreminden sonra Fransız bilim kuruluşlarıyla bir dizi araştırma başlatıldığını hatırlattı.

Görür, bu araştırmaların 2000, 2001, 2002 ve 2004 ve son olarak da 12 Mayıs-12 Haziran 2007 tarihleri arasında gerçekleştirildiğini anımsatarak, son araştırmada Nautile adlı insanlı denizaltısının kullanıldığını bildirdi.

Daha önceki araştırmalarda 1999 Gölcük Depremi'nden sonra, İzmit Körfezi ve Marmara Denizi'nde aktif faylar boyunca bazı akışkanların (su ve gaz) çıkışının olduğunun saptandığını ifade eden Görür, �Gaz çıkışları fayların aktivitesi bakımından önemli. Fayın aktif olduğunun da belirtisidir� dedi.

Naci Görür, gaz ve su çıkışlarının hacmindeki değişiklikler, bunların bileşiminde olan değişimlerin yaklaşmakta olan deprem hakkında önemli ipucları vereceğini, bu nedenle de Nautile denizaltısı ile bilim adamlarının denizin tabanına daldıklarını ve her dalışta en az 7 saat kalarak çeşitli çalışmalar gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Prof. Dr. Naci Görür, şu bilgileri verdi:

�Yaptığımız araştırmalar, bu gazların derinlerden geldiğini ortaya koydu. Bu gazlar yüzeyde bizim bataklık gazı olarak nitelediğimiz cinsten değil. Deniz tabanında organik maddenin bozulması sonucu meydana gelen gaz değil, deprem derinliklerindeki kırıklardan gelen gazlar. Dolayısıyla biz bunları daha önce insansız denizaltı ile tespit etmiştik, şimdi görerek tespit ettik.�

Görür, denizaltı ile yapılan dalışlarda, �denizin tabanında akustik yöntemlerle akışkanların çıktığı yerlerin belirlendiğini ve haritalandığını, akışkan çıkış noktaları ile aktif faylar arasındaki ilişkinin açığa kavuşturulduğunu� vurguladı.

DENİZ TABANINA KÜÇÜK SİSMOGRAFLAR YERLEŞTİRİLDİ
Çalışmalar sırasında akışkanların nitelik ve kökeninin araştırılması için örnek alındığını belirten Prof. Dr. Görür, akışkan çıkışlarının en iyi gözlendiği 3 istasyona ölçümler yapacak ve küçük depremleri belirleyecek sismografların (OBS) yerleştirildiğini de bildirdi.

Naci Görür, su çıkışları sebebiyle deniz tabanında faylar boyunca oluşan karbonat kabuklarının da incelendiğini ve örnekler alındığını ifade ederek, akışkan çıkışlarının deniz tabanındaki canlı yaşam üzerindeki etkilerinin incelendiğini ve daha önceki depremlerin çökel kayıtları kapsamında örnekler alındığını söyledi.

Görür, olası bir depremde deniz altı heyelanları oluşturabilecek ve tsunamiye neden olabilecek yerlerin de araştırıldığını dile getirdi.

Prof. Dr. Naci Görür, depremsellik açısından önem taşıyan gaz ve su çıkışlarının incelenebilmesi için Marmara Denizi tabanına bir denizaltı gözlem istasyonunun kurulması gerektiğini vurgulayarak, bunun için Türkiye'deki yetkililer ve AB fonlarından yararlanmak için başvurularda bulunduklarını ifade etti.

Çalışmalar sırasında Marmara Denizi'nin tabanına çok sayıda cihaz yerleştirildiğini anlatan Görür, bu cihazların 4 ay ile bir yıl arasında deniz dibinde kalacağını ve cihazların toplayacağı verilerin daha sonra değerlendirileceğini, çalışmaların sonuçlarının da dünya bilim kamuoyuna duyurulacağını bildirdi.

Prof. Dr. Görür, denizaltı gözlem istasyonunun belirli sayıda kurulmasının 4-5 milyon avroya mal olacak bir proje olduğunu belirterek, deneme istasyonunun ise 350-400 bin YTL'ye kurulabileceğini söyledi.

Naci Görür, araştırmanın olası bir deprem açısından önemine ilişkin şunları kaydetti:

�Sonuç olarak, Marmara'nın tabanında aktif fayların bütün özelliklerini inceliyoruz. Faylar boyunca sürekli gaz ve su çıkışları olduğu belirlendi ve haritalandı. Bunlar aktiviteyi gösteriyor. Faaliyeti gösteriyor. O nedenle de dikkat edilmesi gerekiyor. Eğer bir yerde deprem olmuş ve bitmiş olsa belirli bir zaman sonra akışkan çıkışı duruyor. O nedenle bu akışkan çıkışlarının ciddiye alınması gerekiyor. İzlenmesi ve incelenmesi gerekiyor.�

ARAŞTIRMANIN BULGULARI
Nautile denizaltısıyla Marmara Denizi'nde İTÜ Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Naci Görür, Prof. Dr. Celal Şengör ve Prof. Dr. Namık Çağatay ile araştırmanın Fransız Eş Başkanı Prof. Dr. Pierre Henry'nin gerçekleştirdiği çalışmalar sonucu elde edilen araştırmaya ilişkin yapılan yazılı açıklamada da, elde edilen bulgular şöyle sıralandı:

�Marmara tabanındaki aktif faylarla akışkan çıkışı (gaz ve su) arasında doğrudan bir ilişki vardır. Akışkan çıkışı fayın hareketliliğinin belirtisidir.

Marmara tabanında fay boyunca açığa çıkan gazların büyük ölçüde metan gazı olduğu anlaşılmıştır. Bu gaz ile birlikte bazı hidrokarbon emarelerinin bulunması söz konusu gazın yüzeysel olmayıp, derinlerden geldiğini ortaya koymuştur.
Akışkan çıkışlarının sürekli denetlenip izlenmesiyle Marmara bölgesini tehdit eden depremin gelişi ile ilgili önemli ipucları elde edilebilir.

Marmara Denizi'nin özellikle Çınarcık çukurluğunun kuzeyinde ve İzmit Körfezi'nin Marmara'ya açıldığı bölgelerdeki kıta yamaçları olası bir depremde heyelanlar oluşturmaya müsaittir. Bu kaymalar Marmara Denizi'nde tsunami olaylarına sebep olabilir.

Sonuç olarak, Marmara Denizi'nin tabanına sabit bir denizaltı gözlem istasyonunun kurulması ve faylar boyunca açığa çıkan gaz ve suların hacim ve kimyasal bileşimlerindeki değişimlerin sürekli izlenmesi ile beklenen Marmara depreminin gelişi ile ilgili önemli ipuclarının elde edilebileceği anlaşılmıştır.�
« Önceki :: Sonraki »

Blogcu ile yapıldı