İnönü stadında saat 18.00’de başlayan MHP’nin iktidara yürüyüş şöleni,
genel başkan Devlet Bahçeli, Ülkü Ocakları Genel Başkanı Harun Öztürk ,
İstanbul MHP il başkanı İhsan Barut, İstanbul Ülkü Ocağı başkanı Yüksel
Kaleci, sanatçılar ve partililerin katılımıyla gerçekleşti.
İnönü
stadını dolduran MHP’lilerin sıkça attıkları sloganların en dikkat
çekeni; “Altmışıncı Hükümet, Milliyetçi Hareket”, “Türk-Kürt Kardeştir
Ayrım Yapan Kalleştir”, “Türk Milleti İhanete Madalya Vermez” gibi
sloganlardı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''AK Parti zihniyetinin terörle
mücadele inisiyatifini yabancılara teslim ettiğini'' savunarak,
''Sorunun çözümünde bir yanda okyanus ötesi, diğer yanda Iraklı aşiret
reisleri söz sahibi olmuştur. 600 yıl dünyayı titreten kudret, bir avuç
eşkıyayı ininde yok etmek için şimdi icazet beklemektedir'' dedi.
Devlet Bahçeli, İstanbul Ülkü Ocaklarınca İstanbul'un fethinin 554. yıl
dönümü nedeniyle İnönü Stadı'nda düzenlenen Fetih Şöleni'nde yaptığı
konuşmada, İstanbul'un fethinin sıradan bir olay olmadığını ifade etti.
Bahçeli, fetih ile Türklerin Orta Asya'dan başlayan 500 yıllık yurt
edinme sevdasının Avrupa içlerine doğru yöneldiğini ve İmparatorluğun
genişleme istikametini netleştirdiğini söyledi.
Büyük ve güçlü imparatorluklar kuran Türklerin asırlarca tarihe yön
verip, uluslararası kuralları koyan ve uygulatan güç olduğunu ve bu
gücün Türk milletini 3 kıtada hükümran yaptığını anlatan Bahçeli, şöyle
devam etti: ''Bu güç, içerisinden onlarca devlet çıkarmış, muazzam bir
coğrafyayı ayakta tutmuştur. Bu güç Türk milletinin muhteşem
mücadelesiyle Türkiye Cumhuriyeti devletini kurmuştur. Ancak ne
üzücüdür ki, bugün küresel güç gösterenlerden oldukça uzaktayız. Bugün
ulaştığımız seviyede ülkemiz sözü dinlenmez, yönetilen ile
yönetenlerine güvenilmez bir ülke haline gelmiştir. Bağımsızlığı ve
hürriyeti üzerine küresel senaryolar yazılmaktadır. Bir zamanların
cihan devleti şimdi dar bir coğrafyaya, küçük bir ekonomiye, yozlaşmış
bir kültürün içine sıkıştırılmak istenmektedir.'' Bahçeli, bugün
karşılaşılan küresel tuzak ve oyunların başlangıcını 1453'te
İstanbul'un fethinin ardından aramak gerektiğini kaydederek, bu tarihin
Türk ve İslam medeniyetine yüz yıllar sürecek bir husumetin ve ön
yargının da başlangıcı olduğunu söyledi. ''Fetih bizler için muhteşem
bir dönemi ifade etmektedir. Ancak İstanbul'un Türklere geçişi
yabancılar için asla unutamadıkları bir sarsıntı ve kaybın da başlangıç
noktasıdır'' diyen Bahçeli, bu tarihten sonra Avrupa merkezli Türk ve
İslam düşmanlığının dalga dalga yükseldiğini, Türkleri önce
İstanbul'dan, sonra Anadolu'dan atabilmek için asırlardır bir
mücadelenin sürdüğünü kaydetti.
''VATAN TEHDİT ALTINDA''
Bahçeli, İstanbul'u 1918'de işgal eden güçlerin şehri 1923'te terk
ettiğinde, yarım kalmış emellerini vicdanlarında hep saklı tuttuklarını
ifade ederek, şunları söyledi: ''Ne üzücüdür ki, fetihten yaklaşık 5.5
asır sonra işbirlikçi bir hükümetin teslimiyetiyle ülkemizin bütünlüğü,
milletimizin birliği ve kardeşliği, vatanımızın bağımsızlığı ve milli
bekamız tıpkı 91 yıl önceki İstanbul işgalinde olduğu gibi vahim bir
sürece girmiş bulunmaktadır. Bugün bu tehlike yalnızca İstanbulumuzla
sınırlı değildir. Tehdit bütün yurt sathına yayılmıştır. Vatan tehdit
altındadır. Türk milliyetçilerinin milli coğrafya, milli varlık ve
milli beka için duyduğu kaygılar ve tehditler 1919'lu işgal yıllarıyla
örtüşmeye başlamıştır. Yine ilkesiz ve korkak bir zihniyet
iktidardadır. Yine yabancı güçler iç işlerimize karışmaktadır. Yine
gazete sütunlarında Ali Kemallerin yazıları vardır. Osmanlıyı yıkan
küresel aktörler 84 yıl sonra yeni bir oyun için kendilerine yeni bir
Damat Ferit hükümeti bulabilmişlerdir. Bu haysiyet yoksunu, garabet
dönem, fethin 554. yıl dönümünde büyük Türk milletini surlara sıkışmış
köhne Bizans'ın karanlık durumuna düşürmüştür.''
''MEHMETÇİĞİN ÖNÜNDEN ÇEKİL''
''İşbirlikçi iktidarın yönetiminde Avrupalı milletimizi, Ermeni
tarihimizi, aşiret reisleri devletimizi sorgular hale gelmiştir'' diyen
Bahçeli, şöyle devam etti: ''Her gün başka bir başkentten gelen taciz,
azar, aşağılama ve alay, hükümet tarafından sineye çekilmiştir. 600 yıl
dünyayı titreten kudret bir avuç eşkıyayı ininde yok etmek için şimdi
icazet beklemektedir. Dün Girit'i elimizden çıkartan ihanet, bugün
Kıbrıs'ta yaşanmaktadır. Dün Osmanlıyı yıkan kapitülasyonlar bugün
küreselleşme adıyla karşımızdadır. Dün Balkanlarda sergilenen mezalim,
bugün Ortadoğu'da tekrarlanmaktadır. Türkiye Irak'ta yeni bir oyunun ve
oyalamanın içine itilmeye çalışılmaktadır. Küresel güçler, bölgemizde
sergiledikleri yap-bozun eksik parçalarını tamamlamak için gereken
zamanı doldurma çabasındadır. AK Parti zihniyeti terörle mücadele
inisiyatifini yabancılara teslim etmiştir. Sorunun çözümünde bir yanda
okyanus ötesi, diğer yanda Iraklı aşiret reisleri söz sahibi olmuştur.
Başbakan ve AK Parti ise hakaretleri sineye çekerek, milli şerefimiz
üzerindeki duyarsızlığını sergilemekte ve ömrünü uzatabilmenin telaşını
yaşamaktadır. Buradan Başbakana çağrıda bulunuyorum; bedelini kanla
ödeyerek dalgalandırdığımız bayrağımızı nihayet Erzurum'da hatırladın.
Bu senin için önemli bir aşamadır, devam et. Ancak bil ki, bayrağımızın
dalgalanması gereken yer sadece Erzurum değil, öncelikle Kandil
Dağı'dır. Birilerine verdiğin bir söz, yaptığın bir pazarlık yoksa,
derhal Mehmetçiğin önünden çekil ve bayrağımızın dalgalanmasına engel
olma. Devletimizin kudretini gölgeleme. Güdümlü diplomasiyi terk et.
Brüksel'den önce Kandil'e bak. Lübnan'dan önce Kerkük'e bak.''
Bahçeli, Başbakan'ın bunların hiçbirisini yapamayacağını savunarak,
''Başımıza çuval geçirilirken de yapmadın. 5 polisimiz Irak'ta şehit
edilirken de, aşiret reisleri tehdit ederken de yapmadın. Avrupa'da
müzakere masalarında aşağılanırken de... Türkiye bunları yapabilmek
için güçlü bir iktidar arıyor'' dedi. Milliyetçilik yükselirken,
iktidarın alçaldığını ve AK Parti'nin sonunun göründüğünü savunan
Bahçeli, ''Geldikleri gibi gidecekler. Gittikleri yerde mutlaka hesap
verecekler. Yanılıp da hala karanlık işlerin peşinde olanlar dikkat
etsinler. Türk milleti AK Parti'nin teslimiyetçi zihniyetinden ibaret
değildir. AK Parti'nin ve işbirlikçilerinin gösterdiği zafiyet, sizleri
iştahlandırmasın. Yanlış hesap yapmayın. Biliniz ki bu davayı asla
aşamazsınız, bu kaleyi asla geçemezsiniz. Gün yine milliyetçilerin
günüdür'' diye konuştu.
''60'INCI HÜKÜMET, MİLLİYETÇİ HAREKET''
Bahçeli, İstanbul'un surlarında Ulubatlı Hasan'ın elindeki 3
hilalli bayrağın 23 Temmuz sabahı Ankara'da gururla dalgalanacağını
belirterek, partililere, ''Bu kudret, bu inanç, bu yürek sende var.
Yeter ki inan, yeter ki doğrul, yeter ki kendine dön'' diye seslendi.
Genel seçimler yaklaşırken, bir yol ayrımına gelen Türkiye'yi karar
vermeye çağırdığını ifade eden Bahçeli, şunları söyledi: ''Ya kavga,
gerginlik, kutuplaşma döngüsüne mahkum olarak siyasi çekişmelerle
oyalanmaya devam edeceksiniz, ya da ilkeli, onurlu, uzlaştırıcı,
kucaklaştırıcı bir milli idareyi tercih edeceksiniz. Ya bir lokma ekmek
için boyun eğerek bir korkak ve tutsak olarak hayatınızı
sürdüreceksiniz, ya da adil, bağımsız ve güçlü bir milli devlette alnı
açık, başı dik insanlar olarak yaşayacaksınız. Ya kapınıza kadar gelen
sadakalara razı olup vicdanlarınızı tutsak edeceksiniz, ya da müreffeh
bir Türkiye'de helal kazançla alın terinizle kendi geleceğinizi
belirleyeceksiniz. Ya dayatmalarla ve tavizlerle öz güvenini kaybetmiş
bir ülkede yaşamayı içinize sindireceksiniz, ya da hür, bağımsız,
haysiyetli ve kudretli, lider bir Türkiye'de yaşamayı seçeceksiniz. Ya
ötekileri seçeceksiniz, ya da 'milliyetçi hareket' diyeceksiniz.
Tercihinizi yapınız, ya teslimiyetçilik, ya milliyetçilik. Tarihin
Ulubatlı Hasan'ları sizsiniz. Milliyetçilik bayrağını yükseltiniz,
burçlara korkmadan dikiniz. Kazanacağız, başaracağız, iktidara
ulaşacağız. 60'ıncı hükümet, milliyetçi hareket.''